Gizli Yetenekler

/ /

İntermobil ailesinin üyelerini profesyonel yaşantılarının dışındaki yanlarıyla tanımaya fırsat bulduğumuz röportaj serimizin altıncı konuğu Hatice Yalçındağ. Keyifle okumanızı dileriz.

1. Bize öncelikle kısaca kendinden ve iş hayatından bahseder misin?
Ne zaman kendimden bahsetmem istense içten içe kalakalıyorum. Sıradan bir insan ve hatta bir hiç olduğumu düşünsem de “hiç”lik makamına saygıda kusur etmemek adına klasik bir başlangıç yapayım sizler için. 1984 İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesi normal doğumluyum İlkokul yıllarım İzmir’de , ortaokul ve lise dönemim Manisa’nın Turgutlu ilçesinde geçti. 2002 yılında İTÜ Endüstri Mühendisliği’ni kazanmamla pek de farkında olmadan İstanbul’a göçenler kervanına katıldım. 2006 mezuniyetimden sonra 1 sene Tekstilbank’ta Pazarlama alanında çalıştıktan sonra 2007 yılında, benim için daha doğru bir rotaya çark edip Tedarik Zinciri alanına girdim. Ford Otosan ile başlayan Tedarik Zinciri tecrübem, Coca-Cola ve IKEA şirketlerinde yine Tedarik Zinciri alanında proje yönetimi, üretim planlama, lojistik, verimlilik gibi farklı kollarda görevler almamla zenginleşti. Takvimler 2017 yılının Mart ayını gösterirken tüm bu tecrübelerimi daha farklı bir bakış açısıyla değerlendirebileceğim İntermobil’deki görevime büyük bir heyecanla başladım.

2. Piyano çalmaya ilgin nasıl başladı? Kimlerden destek gördün?
Piyanoya ilgim 3 yaşında başlamış olsa da piyano çalabilmem 35 yaşıma tekabül ediyor. Herşeyin bir zamanı var dedikleri bu olsa gerek  Müziğe olan ilgim ve kabiliyetimin ilk keşfini ailem yapmış olacak ki o dönemde aile bütçemizi benim için müzik seti ve kasetlere kanalize ettiklerini hatırlıyorum. Kendime müzikten harikulade bir dünya kurmama vesile oldular. Tabi o dönemde bu kısıtlı imkanlarla ulaşabildiğimiz müzikler bize o küçücük bedenlerimizde çok da anlam veremediğimiz acıyı, hasreti, aşkı, ızdırabı da yaşatmıştır sanıyorum. Şu anda 3 yaşında olup da Zeki Müren, Muazzez Abacı, Coşkun Sabah dinleyen çocuk var mıdır bilemiyorum. Babamın söylediği gibi, bizim zamanımızda psikoloji mi vardı?  Mahalledeki esnaf komşularımızın destekleri ise özgüvenimi perçinlemiş olmalı ki sonrasında müzikten hiç kopmadım. Emel Sayın’ın o dönem popüler olan şarkısı Yağdır Mevlam Su’yu söyleyerek ciddi çikolata hasılatı yaptığımı hatırlıyorum. Akabinde de tüm okul ve işyeri korolarında, çok sesli özel korolarda görev aldığım, müzikle iç içe geçen bir hayatım oldu. Geleneksel tınılara olan merakım sonucunda ülkemizde oldukça ulaşılabilir bir enstrüman olan bağlama ile ilgili üniversite yıllarımda çok değerli isimlerden dersler aldım. Bu esnada piyano benim için konserlerde, televizyon ve dergilerde görebildiğim, dinlemelere de doyamadığım bir hayal enstrümandı sadece. Kendi imkanlarımla bu enstrümana ulaşmak ve eğitimini almak için uzun yıllar beklemiş olsam da şu anda birlikte çalıştığım değerli hocam Asaf Çetin Eren sayesinde ve elbette verdiğim emekler neticesinde hızlı bir ilerlemeyle açığı kapatıyorum diyebilirim.

3. Türkiye’de piyano çalmaya olan ilgi nasıl? Kendine örnek aldığın ya da takip ettiğin piyanistler var mı?
Türkiye’de piyano çalmaya olan ilgiyi maalesef sosyokültürel sınıflar dahilinde değerlendirebiliyoruz. İyi tarafından bakarsak, eskiden üst segment gelir düzeyine sahip aileler için piyano bir seçenek iken, şu anda orta gelirli aileler de bir şekilde çocukları için bu yatırımı yapabiliyorlar ve ilgi bu anlamda günden güne artıyor. Piyanonun taşınabilir bir enstrüman olmaması, istisnasız her gün uzun yıllar boyunca disiplinli bir çalışma gerektirmesi, doğru şekilde öğrenmenin ancak hocalar tarafından birebir yönlendirme ile mümkün olması, yaygın anlamda piyano ile üretilen klasik, caz gibi müzik türlerinin tüketiminin daha zor olması, performans tarafında yetenekten bağımsız en çok emek ve istikrar ile doğru orantılı ilerleme kaydedilebilmesi gibi etmenler sebebiyle oldukça meşakkatli bir yola girmek gerekiyor. Bu da sadece hevesle olacak birşey değil. Bu yolda ilerlemeyi taahhüt edip devam edebilenler çok az. Bakın ülkemiz adına gurur duyduğumuz Fazıl Say, İdil Biret halen günlerinin büyük vaktini piyano çalışarak geçiriyorlar. Benim yine örnek aldığım Arjantinli piyanist Martha Argerich şu anda 78 yaşında ülke ülke dolaşıp konserler veriyor. Klasik müzik tüm dünyada can çekişiyor derken Çin’de ilginç bir şekilde yükselişte ve şu anda Yuja Wang, Lang lang gibi günümüzün en iyi piyanistleri o coğrafyadan çıkıyor, takdir etmemek mümkün değil. Bu arada Ukrayna’lı piyanist Valentina Lisitsa’nın adını geçirmem gerekir, kendisinin Youtube videoları sayesinde piyanoya başlama sürecim hızlanmıştır. Diğer yandan 20. yy’ın efsane piyanistleri Sergei Rachmaninoff , Vladimir Horowitz, Sviatoslav Richter ve sayamadığım birçok değerli ismin her birinden ayrı bir tat ve ilham alabilirsiniz.
Son olarak, bu röportaj vesilesiyle herkesi, piyanist ve bütün çağların en büyük bestecisi olarak kabul edilen Ludwig Van Beethoven’ın 2020 yılı boyunca tüm dünyada kutlanacak 250. doğum günü etkinliklerine katılmaya davet ediyorum. Hem piyano hem de orkestra eserlerini herkesin büyük bir keyifle dinleyeceğine inanıyorum.

4. İntermobil’de tempolu bir iş hayatı içerisindesin, iş ve özel yaşamını dengelemende bu hobinin ne gibi katkıları oluyor? Yeni başlayacak olanlara önerilerin neler olurdu?
Piyano çalmak bir miktar asosyal ve müthiş derecede meditatif bir uğraş. Piyano başındayken sürekli kendinizle bir mücadele halindesiniz. Öğrenme sürecinde sürekli beyninizde yeni nöron ağları oluşmak zorunda ve kas hafızanızın oluşması için de sürekli fiziksel antrenman yapmak durumundasınız. Yeni bir esere başladığınızda ilk önce eserin teorik analizini, deşifresini yapmanız, doğru zamanda doğru notalara basabilmeniz ve en son nüansları ve duyguyu vererek kendi yorumunuzu katabilmeniz başlı başına bir yolculuk. İş ve özel hayatın dengelenmesinden daha fazlası sözkonusu. Aslında bireysel olarak sizi bir dengeye ve disipline sokuyor. Bu da hem iş yapış şeklinize hem hayata ve kendinize olan bakışınıza olumlu yansıyor elbette. Hiç tanımadığınız bir eseri azimle aylarca her gün çalışıp, parmaklarınıza ve zihninize sonunda hükmedebildiğiniz noktada hissettiğiniz mutluluk ve başarma hissinden sonra, sabah işe başladığınızda karşınıza hangi zorluk çıkarsa çıksın onu çözebileceğinize emin oluyorsunuz.

5. Bir İntermobil çalışanı olarak bize kendi bakış açından kısaca İntermobil’i anlatır mısın?
İntermobil oldukça girişimci, çok kültürlü, kendi sektörünün ilerisinde vizyoner bir şirket. İnsana insanca yaklaşan ve değerlerini asla ticari menfaatlerle takas etmeyecek dik duruşlu bir kurum. Bu anlamda İntermobil’in bir parçası olmak benim için gurur verici. İş yapış şekli anlamında ise, önceki kurumsal tecrübelerimden sonra İntermobil’in bana kattığı en büyük deneyim, kurum içi girişimciliği her an ayakta tutabilmek ve bürokrasiye takılmadan iyi fikirleri hayata geçirebilmek oldu. İntermobil’in sektörde bu kadar köklü ve uzun ömürlü bir şirket olması, bu birçok faktörün doğru karışımının bir sonucu diye düşünüyorum.

ÜST

E-BÜLTEN

Kampanya ve haberlerimiz hakkında bilgi sahibi olmak için e-bültene kayıt olun.


 

Hangi Hizmeti Vermektesiniz?

 

X